…………………
“YARATICI BANA NE VERDİ Kİ?” diye üsteliyordu Kırmızı.
Kendisine acıyor,hiçbir şeyi yokmuş gibi davranıyor,insanların sahip olduklarını kıskanıyor, hatta kimi zaman haset ediyordu. Bir keresinde bir arkadaşının teyzesine akşam yemeğine davetliydi. Arkadaşının teyzesi evliydi ve iki çocuğu vardı. O akşam Kırmızı’yı ve arkadaşını arabasıyla almış ve evine götürmüştü. Arabada yol boyu Kırmızı kendisine acıma nedenleri çıkarmıştı. Bunlar şöyleydi:
-Benim erkek arkadaşım yok. Bak,kız arkadaşımın var. Demek ki,bende bir eksiklik var. Ben bir hiçim.
-Arkadaşımın teyzesi iyi bir erkekle evli.İki de çocuğu var.Ben evli değilim ve zavallı bir konumdayım.İyi birisiyle de evlenebileceğimi zannetmiyorum.
“Sahip olduğum hiçbir şey yok” der ve ağlardı Kırmızı. Bir kutu mendilin yarısını da bitirirdi.
Dr.Mavi,Kırmızı’nın yine sızlandığı,yaşadıklarını bir acıma nedenine dönüştürdüğü bir seansta : “Sana seni verdi Yaratıcı. Sana verdiği sen de sonsuz değerlisin.Daha ne istiyorsun ki Allahaşkına? deyiverdi. Dr.Mavi’nin sesi biraz öfkeli çıkmıştı. Dr.Mavi,Kırmızı her ne zaman “Yaratıcı bana ne verdi ki?” dediğinde ,ona karşı bir öfke duyduğunu fark etti. Bu öfke arttı,arttı ve o gün Dr. Mavi’nin ağzından “Sana seni verdi Yaratıcı.Daha ne istiyorsun ki Allahaşkına? şeklinde dökülüverdi. Dr.Mavi,ağzından öfkeli şekilde de çıksa,bu cümleden çok hoşlandı. Bir insanın sahip olduğu en önemli varlığın kendisi olduğunu anlatan en güzel cevaptı bu. Bundan sonra kendisi de “Hayatta neyim var?” diye kendisine sorduğunda “Hayatta sahip olduğum en önemli şey kendim.” diyecekti. Belki daha önceleri bu soruya “Sağlıklıyım,eşim ve çocukjlarım var,arkadaşlarım var,annem babam var.” diye cevaplardı. İnsana verilen en önemli şey,kendisidir. “O sana seni verdi” cümlesi Kırmızı’nın kalbine bir kelebek gibi kondu. Yüreğine bir şeyin dokunduğunu hissetti. İçindeki bir katılığın eridiğini, bir kabuğun çatladığını anladı. İçinde sanki bir güneş doğmuş gibi oldu. Bu cümleyi sonsuz kere tekrarlamak sitiyordu. “Bana kendimi verdi.” Şimdiye kadar hiç böyle bir şey düşünmediğini fark etti. Başka ne isteyebilridi ki? Kendisini kucaklama duygusu uyandı içinde. “Bu benim için yeterli mi?Ya da ne bileyim, niye istediğim başka şeyleri vermiyor ve bei acı içinde bırakıyor? “ Dr.Mavi, “Yaratıcı seni acı içinde bırakmıyor,sen kendini acı içinde bırakıyorsun” dedi ve bir kağıdın üzerine iri harflerle : SONSUZ diye yazdı. “Gel seninle bir mmatemetik hesabı yapalım.
Şimdi ben sonsuzdan herhangi bir y sayısını çıkaracağım. Sonucu sen söyleyeceksin.
” Dr.Mavi sonsuzun yanına -y ilave etti.
sonsuz-y= Kırmızı eşitliğin yanına sonsuz yazdı.
sonsuz-y=sonsuz
“Sonsuzdan hangi sayıyı çıkarırsanız çıkarın,yine sonsuz kalır” dedi Kırmızı.
“Belki de sınav denilen yaşamdaki en büyük soru,bu eşitliğin kenarına yazacağımızdır. Yaratıcı bize sonsuz değer verdiği, önemsediği bizi,yani kendimizi vermiştir. Sonra,kendisini tanıma fırdatı vermiştir buradan. İnsan daha başka ne isteyebilir ki? İnsanın sınavı bu sonsuz değerli verilen armağanı nasıl karşılayacağıdır. Yaratıcı bizi çeşitli şeylerden mahrum bırakarak,eşitlikten sonra ne yazacağımızı sınar bir bakıma. Nakörlük yapıp hiçbir şeyimiz yok gibi davranacağız, kendimize acıyp şımarıklık mı yapacağız, kendimizi sonszu bir mahrumiyet içinde mi göreceğiz; yoksa derin bir şükranla bize verilen kendimiz nimeti için şükür mü edeceğiz?”
“Benim y’lerimi sayayım o zaman:
-babam -erkek arkadaşım -evlilik “Gerçi pek de yokmuş aslında.” “Buradaki y’yi daha küçük şeyler olarak da düşü. Otobüsün geç kalması,bilgisayarına kahve dökülmesi, patronunun seni yapacağın işten alıkoyması gibi…sonsuz değerlilik gözönüne alınmadığında,yaşamdaki büyük mahrumiyetler insanı huzursuz ettiği gibi, küçük mahrumiyetler de huzursuz eder-hatta belki daha da çok huzursuz eder. Çünkü büyük mahrumiyetler sayıca daha azdır. Küçük mahrumiyetler ise milyonlarcadır.” “Aslında ben tersinden düşünürdüm. Yaratıcı beni bazı şeylerden mahrum bırakarak beni cezalandırıyor gibi geliyordu bana. Ama başta bana verdiği sonsuz değerli kendimi düşününce, mahrum bırakıldığım şeylerin varoluşumdan hiçbir şey eksiltmediği anlaşılıyor. “
Kırmızı’nın hayatında o gün bir dönüm noktası başladı. “Bana verilen en önemli şey kendimdir.” cümlesi terapisinin en etkili cmlesi olmuştu. Bunu düşüncelerinin ve kalbinin en özel bölmesine yerleştirdi. Bunu tüm yaşamı boyunca hiç unutmamaya karar veri.Bu gerçeği bir an olsun akından çıkarmamalıydı. Yıllardır aradığı gerçeklik belki de buydu. Kendisine verilen en önemli şeyin kendisi olduğunu farketmeden yaşadığı hayatı,hep bir değer bulma,önmeli bir insna olma savaşı ile geçmişti.Şimdi ise Kırmızı zaten varoluşunun ilk anından beri değerli olduğunu farkediyordu.Terapideki yedinci ayını doldurmuştu. Aylardır caddeye çıktığında, ilk kez yaşamın güzel, anlamlı, değerli olduğunu hissetti. Nesneler gözüne daha parlak,daha anlamlı görünüyordu. Evine geldikten sonra,gece üç saat balkonda oturdu. Gökte ay vardı. Gökyüzüne yıldızlar serpiştirilmişti.
“Bana kendimi verdiğin için Sana teşekkür ederim. Ve bana vermediklerin için Sana yönelen tüm kızgınlıkarım,öfkelenmelerim,şımarılıklarım için Senden özür dilerim” dedi.
…………………………..
Aynalar Koridorunda Aşk
